26 Ağustos 2009 Çarşamba

Büyüyorum


Zor bir zamanımda bi anda yüzümü gülümseten bir şiir geldi. Çok sevdiğim birinden teşekkürler...

bir anne kokusu hasretliğiydi
ardımda bıraktığım !
pamuk tarlasındaki o yorgun güneşin altında
anadolunun en masum zamanında
herşeyden bi haber,
oyun zannederken hayatı.

yüreği buram buram emek kokardı
çatlamış elleriyle yemeklerini
kızgın yaz ortasında o esmer gülüşünü
başında o bem beyaz terli yemeni
ve közde çay demlemesiydi hasretliğim..

sonra büyüyorum !!

büyüdükçe,büyüdükçe büyük kentler tanıyorum
geniş alanlara yayılmış fabrikalar,
mahşer kalabalığı insanlar görüyorum
acımasızlığın baş gösterdiği sokaklar
insanlığımdan utandığım haller oluyor.
herşeyi bildiğini zanneden,
diplomalı cahiller tanıyorum sonra!
duygu sömüren zengin dilenciler.
bir yanda çöpte ekmek toplayanlar
öte tarafta egosunu tatmin eden zengin sosoyetikler
kıyafetiyle kendini bişeye benzetmeye çalışanlar
hepsi bir arada yaşıyolardı..

büyüyorum !!

büyüdükçe,türkçe öğreniyorum
yabancı zannettiğim insanlarla anlaşıyorum
konuştukça afrikayı keşfediyorum
zencilerinde bu dünyaya ait olduğunu anlıyorum..

büyüyorum !!

büyüdükçe,savaşlar,kırımlar,katliamlar görüyorum
kardeşin kardeşi vurduğuna tanık oluyorum
adeta bir can pazarının yaşandığını görüyorum
inançların menfaatlere alet olduğunu anlıyorum
sırf inandığı din için hor görüldüğünü
sırf konuştuğu dil için dışlandığını
ve kendisine benzemediği için
öldürüldüğünü görüyorum...

büyüyorum !!

büyüdükçe paylaşılamayan bir dünya görüyorum
gücün ön plana çıktığı ve silahların konuştuğu,
kim güçlüyse o haklı felsefesiyle donanmış,
yalanların,talanların birbirini kovaladığı
manevi ve insan değerinin hiçe sayıldığı
ne olursa olsun kazanma güdüsüyle yola çıkmış
birbirinin topraklarına,geleneklerine tecavüz eden
doğanın kanunlarını değiştirebileceğini sanan
okumuş,kültürlü barbarlara tanık oluyorum...

büyüyorum !!

kendine çeşitli sıfatlar yakıştırıp utanmayaları
insanın insanı ezdiği yok ettiği bir ortamı
hak,hukuk,adaletin sözde olduğunu
çocukların yarınlarından beslenildiğini
ve buna umursamaz davranan aciz halkın kendisini
ve ne yazıkki benimde içinde bulunduğum
bu acımasız yozlaşmayı görüyorum..

ve büyümeye devam ediyorum......

benden sana küçüğüm :)

21 Haziran 2009 Pazar

Zorluklarla Mücadele


Zorluklar hayatımızın içinde hep savaştığımız, uğraştığımız bir konu. Zorluklarla Mücadele için elimizden geleni yaparız ama yenilir ya da savaşmayı bırakırız. Prof. Herbert N. Casson Hayat yayınlarından çıkan kitabı ile bir seminer programında gibi kitabını ele almış. Samimi ve dediğim gibi konuşma dilinde yazılan kitap içinde Zorluklarla nasıl mücadele edileceğini ve aslında cevabını bilipte uygulamadığımız teknikleri anlatıyor.


Karar vermenin önemini anlatmadan önce yazdığı bir sözü sizinle paylaşmak isterim.

'' Yerinde ve zamanında karar veremeyen kişi, karşılaştığı fırsatların beklediği şeyler olduğunun farkına varamaz''. Evet, zamanında karar veremenler, düşünmeye fazla zaman ayıran, risk almaktan korkan insan fırsatları hep kaçıran olur.


Karar vermeyi öğrendikten sonra soğukkanlı olmanın iş hayatında büyük önemi olduğunu bir kısa hikaye ile anlatıyor;

Çiftçi at'ını bağlayıp bişeyler almak için dükkana girmiş, arkasından bir çocuk heyecanla içeri girip,

-Bayım atınız ipini koparım koşmaya başladı, der. Çiftçi ise soğukkanlı sesle,

-Sorun değil, kaçabileceği en uzak yer dünyanın sonudur.

Soğukkanlı olmasıyla ilgili yazar ilerde çifçinin çok büyük bir şirketin başında olabileceğini söylüyor.


Zorluklarla mücadele için hayatımızda bazı şeyleri unutmamız gerektiğini söylüyor yazar. Biraz zor ama bunları yapmalıyız.

* Başarısızlıklarınızı unutun,

* Üzüntülerinizi unutun,

* Düşmanlarınızı unutun,

* Yaptıklarınızı ve Size yük gelen her şeyi unutun diyorum ve zorluklar olmasa bizde kendimize doğruyu öğretemez ve başaramayız diyerek iyi okumalar diliyorum.

5 Haziran 2009 Cuma

4'Ü BİRARADA MUHTEŞEM BİR SERİ


1-ALACAKARANLIK:

Bir vampiri sevdiğinizde, seçim hakkınız kalmaz. Bunun sevdiğiniz kişiyi inciteceğini bile bile nasıl kaçar, nasıl savaşırdınız? Sevdiğinize verebileceğiniz tek şey hayatınızsa, nasıl vermemezlik ederdiniz? Ya onu gerçekten seviyorsanız?

2- YENİAY

Vazgeçilmez bir şekilde bir vampire âşık olmak, Bella Swan için, bir fantezi ve kâbusun gerçeğe karışmasıdır. Edward Cullen'a duyduğu yoğun tutkuyla bir tarafa, kurt adam Jacob Black ile arasındaki derin bağ ile öbür tarafa çekilmiş bir halde, nihai dönüm noktasına ulaşmak için kayıplar ve mücadele dolu çalkantılı bir yıl geçirmiştir. Artık kaçınılmaz bir seçimle karşı karşıyadır; ya ölümsüzlerin karanlık ama çekici dünyasına katılacak, ya da iki kabilenin arasında insan olarak hayatına devam edecektir.
3- TUTULMA

Bella artık kararını vermiştir ve kendisini muhtemelen yıkıcı ve anlaşılmaz sonuçları olacak benzeri görülmemiş bir olaylar zincirinin içinde bulur.

4-ŞAFAK VAKTİ

Önce Alacakaranlık'ta yıpranmış olduğunu, ardından Yeniay ve Tutulma'da da dağılıp koptuğunu gördüğümüz ipler, artık tamamen düzeltilip bir araya gelecek gibi görünüyor. Peki ya bu sonsuza kadar gerçekleşmezse? Alacakaranlık efsanesinin heyecanla beklenen son kitabı, Şafak Vakti, milyonları büyüleyen bu romantik hikâyenin sırlarını ve gizemlerini aydınlatıyor.

Evet uzun süre tüm genç kızların elinde kolaylıkla bulabileceğiniz bir fantastik-roman serisini bende kısa bir süre içinde bitirdim. Blog sayfamda paylaşmakta biraz tereddütte kalsamda yayınladım.

Roman okusamda bende bilgi adına ufakta olsa bişiler bırakmasını beklerim kitapların. Hep bir şeyler öğrenebileceğim vazgeçilmezlerimin arasına girmesini beklerim. Bu kitabı okurken gençte olsam daha çok liseli kızların elinde olan Alacakaranlık serisini okurken kendime biraz kızdım. Okumam gereken başka kitaplar varken neden ben bunları okuyorum? diye sordum kendime. belki içinde bilgi küpü yoktu ama öğrendiğim bir kaç önemli nokta vardı ki her durumda her olayda bir ders çıkartılmalı ve yorum yapılmalı.

Benim bu seride öğrendiğim ise; İRADE... İradeye sahip olmak, sevdikleriniz için kendi isteklerinizden vazgeçmeniz, her durumda soğukkanlı olmak, kitapta en önemli noktaydı diye düşünüyorum.
Edward kan içen bir vampir ama insanların değil hayvanların kanını içerek yaşıyor. Sevdiği kız Bella onun için cazip ve lezzetli bir yemek ama o bu konuda iradeli davranıp kendini sevdiği için tutuyor. Bence fantastik konumdan çıkarsak mükemmel ötesi bir aşk. :)

Siz sürekli okurlara tavsiyem, moraliniz bozuk ya da çok yoğunsanız bu seri sizin için atıştırmalık bir okuma etkisi bırakcaktır. Lütfen kitapları bi hızda bitirmeyin atıştırmalık derken ana yemek olmasın. Çok hızlı gidiyor. Geceleri uykunuzu almasın. İyi okumalar...




Sadece Başbakan Okusun!



İyi bir pazarlama tekniği diyebilirim okumuş olduğum kitaba. Okulda okuduğum pazarlama kitapları ve sonrasında kişisel gelişim, etkili sunum ile ilgili okuduğum kitapların satılması için en iyi örnek olarak düşündüğüm kitap; ''Sadece Başbakan Okusun'' diyen Erdal Demirkıran etkili bir başlık ve etkileyici bir kitap sunmuş biz okurlara.


Okuduğum yazarların tüm kitaplarını incelerim. Erdal Demirkıranı şaşırtıcı yada tabuları yıkan kitapları mevcut. ''Sadece aptallar 8 saat uyur'' ''Sen şimdi gidicen ya cenhenemin dibine git'' ve ''Yerim seni ÖSS'' bir kaç kitabından biri. Hele bir kitabının ismi ''Adam dediğin benim gibi olur'' kendine güvenen ve her kitabında okuyucuların yorumlarına bakılırsa beni nasıl bu kitabında etkileyip yeni fikirlerin oluşmasına, değişmesi gerektiği halde değişmeyen kurallara karşı gelmeye, ''yerinde boş oturma bu dünyaya oturmaya mı geldin?'' dercesine etkiledi.


Dedim ya, bir çok kitap okudum, roman tarzında yazılan ''sadece Başbakan okusun''adlı kitap bir çok yeni fikirlerden oluşmakta. Bekledim kitabın basımından bu güne kadar, Sayın Başbakanımız bu kitabı okudumu diye. :) Okusaydı yada en azından okumasını istediğim bir bölüm var.


Kashna Cumhuriyetinin Başbakanına gelen mektuplar doğrultusunda niye o koltukta ooturduğunu sorgulayan Barkudza ülkesinde bir çok sorumlulukla beraber devrim hareketinde eylemlere geçti. Bir gün basını toplayıp ülkesine seslendi. Tüm halkına yarından itibaren nüfus cüzdanlarına HEDEFlerini yazmalarını söyledi. Herkesin bir hedefi olucak ve bu hedefini başarılı bir şekilde gerçekleştirmek için çalışıcaktı. Eğer hedeflerini yazmayan olursa alnına hiç çıkmayan bir damga vurulağını bildirdi ve bununla ilgili yasa çıkarttı.


İşte budur dedim içimden. Keşke bizim ülkemizde de bu şekilde devrimler gerçekleşse. En çok istediğim yaşıtlarımın hedefleri olması. Ne için yaşıyorsun sorusana cevap bulmak zor. Hedefler olmayınca ilerlenilecek bir yol da yok ve sonrasında farklı, amaçsız ve işe yaramayan yollar bulunuyor.


İlerleyen dönemde belki Başbakanımız böyle bir eylemde olurda hedefleri olan ve onlar için çalışan, çabalayan bir toplum oluruz diyorum ve iyi okumalar diliyorum.


19 Mayıs 2009 Salı

Açlık Oyunları

Şu sıralar New York Times Bestseller'ın en popüler kitaplarını okumaya devam ediyorum. Elinize aldığınız kitabın, bir çok ünlü yazarın 'mükemmel' diye yorum yaptığını görünce bir iştahla okuyorsunuz ki inanamazsınız. :)



Kitap Okuma Günleri için Bursa'ya gittiğimiz zaman kitap fuarına uğramadan gelmek yakışmazdı, bizde uğrayıp küçük bir gezinti yaptık. Kitap fuarlarını gezmek o kadar hoşuma gidiyor ki; çevrenizde 'bir sürüü' okunması gereken KİTAPlar mevcut. Daha önceden de takip ettiğim yayınevlerini gezerken, birden Epsilon Yayınlarının önünde durdum. Kitapçılarda ve Kitapyurdunda almak istediğim kitapla karşılaştım. ' Açlık Oyunları '


Suzanne Collins meraklandırıcı ve her sayfa sonunda diğer sayafalara hızlı parmaklarla geçmenizi sağlayan kitabını hemen aldım. Çeviren kişinin hakkı unuttulmadı.

Açlık Oyunları kitabının içindekilerden bahsetmicem ki; sizin okumanızı tavsiye ediyorum. Eğer dinlenmek isterseniz, birazda yolculuk varsa şu aralar elinizde çerez niyetine güzel bir roman olduğunu söyleyebilirim. Herkese iyi okumalar.

20 Mart 2009 Cuma

'OLASILIK'SIZ

Adam Fawer'in Olasılıksız adlı kitabını çok popüler bir kitap olduğu için ve psikoloji kitaplarına olan ilgimden dolayı alıp okumaya başladım. Bir çok karakterin ayrı ayrı hikayelerini anlatırken biraz sıkılmaya başlamıştım ama hikayenin karakterleri bir araya gelmeye başlayınca alın size elinizden bırakamayacak bir kurgu.

Büyük bir emeğin olduğunu inandığım kitap, 'olasılıksız'. Caine adlı kişinin yaşadığı epilepsi hastalığı ve bunu deney olarak kullanılması sonucunda şimdiki zaman ve gelcek zamanı görebilmesi, ve kitabın sonunu okuduğunuz zaman inanılmaz derecede hayret ediyorsunuz. Hayatımız hesapladığımız olasılıklara hiç mi hiç uymadığı anlarda, olasılıksız durumlar karşımıza çok çıkıyor. Kitabın arka kapağında yazılan bir satırı sizinle paylaşıyorum ve merakla okunacak bir kitap olduğunun olasılığını %100 olduğunu söylüyorum.

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..

6 Mart 2009 Cuma

Teksas'tan Hakikate Yolculuk

İlla Teksas'ta olmanıza gerek yok.

Hakikati bulmak istiyorsanız, şah damarınız kadar yakın bir yerde. İnsan istedikten sonra uzaktakini yakın, yakındakini uzak edebilir.

Hayatını sadece hahikati aramak için değil, kendini geliştirme konusunda olsun, yeni bilgilerin öğrenilmesi, başka bir yabancı dilin bilinmesi, belkide yeni bir kitabın okunması için çaba göstermemenin sebebini anlamıyorum. Bize hediye edilen, gerçekte muhteşem bir hediye olan zamanı ve aklın gerekliliğini farklı uğraşlarla öldürüyoruz. Kitap okumak yerine televizyon izliyoruz. Bilgili bir insanla fikir alış-verişi yapacağımıza dedikodu yapıyoruz.

Neyse, biraz kitabın konusunu geçtim ama Najla Tammy İlhan Kitabında kendi hayat hikayesini anlatarak, babası ve ailesi ile yaşadıklarını, çifliklerini, üvey annesi ve kardeşlerinin dışında hep arayış içinde olduğu, soruları ile 11 yaşında küçük bir kız çocuğu iken şaşırtması mükemmel.

Herkesin bir arayışta olmasını ve sonuçta aradığını bulmasını dilerim.

27 Şubat 2009 Cuma

Devenin Kirpiği Ne Zaman İşe Yarar ?

Kitap fuarında kitabın ismi dikkatimi çekmişti. Biraz inceledikten sonra iş yerine getirdim. O hafta okuduğum başka bir kitap vardı. Arkadaşıma okuması için verdim ve geri getirdiğinde içinde bir not vardı. ''SESSİZ KAHRAMAN OLARAK KALMAN DİLEĞİYLE''. Çok etkilendim ve kitap benim için farklı bir boyut kazandı. Hemen okumalı ve neden sessiz kahraman olarak kalmam gerektiğini öğrenmem gerekti.

Pembe Candaner eğitim ve kariyer noktasında istediği hedeflere varmış, bir çok firmada yöneticilik ve uluslararası bir firmanın ceo görevini üstlenmiş. Sabah gazatesi insan kaynakları bölümünde yazıları yayınlanmıştır. Yaşadığı tecrübeleri, başarıları, komik olayları kendi uslübüyle bence biraz da eğlenceli bir dille paylaşmış.

İlk satırlarımda yazdığım SESSİZ KAHRAMAN olayı ise 50. sayfasında yazan bi serzeniştir. Bir çok işletmede Sesli çalışanlar vardır. Ben yaptım, ben şöleyim diyerek sözlere başlayan yapmadıkları işleri bile sesli anlatan çarkın içinde kendi kendine dönen insanlardan bahsediyor.
Sesli gürültülü işe alınırlar, sesli gürültülü gelirler, giderler.
Bide bu iş yerlerinde SESSİZ KAHRAMANLAR vardır. Sessiz işe alınırlar. Sessiz sedasız çalışırlar, işe gelir giderler, sessiz sadasız sevinir, üzülür ve sessiz sedasız yükselir sesleri. Onlar iş yerinin çakrasını oluşturdukları için onların yokluğu hemen farkedilir diyor ve beni de sessiz kahraman ilan eden canım arkadaşıma burdan selam ederim.

Kitabın arka kapağını sizlerle paylaşıp yorum yazmıcam. Artık son sizin. Yorumlarınızı bekleriz.

'' Anne, niçin bizim hörgücümüz var, hem de iki tane?''
''Uzun, çok uzun yolculuklarda suya ihtiyacımız olur, upuzun yollarda hayatta kalabilmeyi hörgüçlerimize borçluyuz.''
''Peki niye bu kadar uzun bacaklarımız var, hiçbir yere sığdıramadığım?''
''O uzun çöl yollarında kumlara batmamak, rahat rahat yürüyebilmek ve özgürce koşabilmek için, '' der anne deve.
Çocuk deve devam eder. '' Peki niçin böyle uzun ve sık kipriklerimiz var?''
Anne gururla '' gözlerimizi çöllerdeki kum fırtınalarından, zorlu hava şartlarından korumak için,'' diye cevaplar.
Cevapları dikkatle dinleyen çocuk deve şaşkınlıkla son sorusunu sorar annesine, ''peki o zaman biz bu hayvanat bahçesinde ne arıyoruz anne?''

23 Şubat 2009 Pazartesi

Siz Bir Kartalsınız!


Siz Bir Kartalsınız adlı kitap, kişisel gelişim ve başarı kitabıdır. Ama diğer kişisel gelişim kitaplarından farkı, başarı için size şunu yapın, başarı için 9 tane kural vardır demiyor. İçinde başarı ile ilgili hikayeler, sözler, olaylar üzerinden sizlere güzel, akıcı şekilde kitabı okumanıza yönlendiriyor.




Sinerji tanımı henüz yapılmamışken; üstadlardan biri birlik ve beraberlik içinde yapılan işlerin hep daha fazla etki yaratacağını bildirmiş. 3 tane 1 ayrı ayrı yazdığınızda sadece 1'dir. 1'leri yanyana birlikte yazdığınızda 111 ( yüzonbir) eder. Kardeşlik duygusu olan, ortak çalışma yapan Düşün Taşın Kulübüde bu tanıma tamamen uymaktadır. Toplamda 9 kişiyiz ama 90 kişiye bedel işler başarmakta ve başarmayı hedeflemekteyiz. İşyerlerinde de böyle olsa ne dünya krizi ne de işsizlik ortaya çıkar.


Sözlerime Siz Bir Kartalsınız Kitabının içinde yer alan Muhammed İkbalin şiirinden bir kıtasıyla bitiriyorum.


'' Ya Rabbi şikayetçiyim şu mektep hocalarından. Kartallara yerde sürünme dersi veriyorlar, saçma sapan''...

17 Şubat 2009 Salı

Toprak Ana

Cengiz Aytmatov'u işyerimde, patronlarımızdan birinden dinler dururum. Hep tavsiye ettiği kitaplar, yazarlar içinde toprak ana ve Cengiz Aytmatov vardı. En sonunda belki biraz geç olsada elime alıp okudum Aytmatov'un hikayelerini.

Toprak Ana kitabında yazar, hayallerini, özlemlerini kaleme almış. Kendi topraklarında göremedileri, yaşayamadıklarını, belki de sürgün yıllarında gördüklerini kitaplarında yaşamış ve yazmış, biz okurları ile buluşturmuş.

Kırgız yazarın en dikkat çekici olayı ise, yaşadığı yer kuru,zorluklar içinde geçen yıllar, kuraklık ve bunun gibi zor bir hayatta ve zamanda yaşamasına rağmen herkesin okuduğu ve okunması gereken yapıtlar bırakmış. Ben severek Toprak Ana'yı okudum. Sizlere de okumanızı rica ederim. İlerleyen günlerde diğer kitaplarını da okuyacağım. Sizlerle paylaşmak ümidiyle. İyi okumalar.

31 Ocak 2009 Cumartesi

Bin Muhteşem Güneş


Yine Khaled Hosseini.Uçurtma avcısından sonra başka bir kitabı var mı diye, merak ederken karşıma ''bin muhteşem güneş'' adlı kitabı çıktı.

Kitap yine sürükleyici,etkileyici aslında tam tanımını buldum;sanki film izlermiş gibi okuyorsunuz. Nasıl mı? Hosseini bey'in anlatımı, tek tek,detaycı olduğu için adım atarken ayağının altındaki kumu bile tarif ediyor. Çok uzatmıyor hikayeyi ama anlatırken de etkileme ve kelime hazinesi yüksek olduğu için, film izler gibi etkileniyorsunuz.

Bin muhteşem Güneş kitabında İki bayanın birbiri ile örtüşen,hayatlarında bir kısmı,en anlamlı yılları denk gelen, Meryem İle Leyladan bahsediyor. Afganistan topralarında olanlar,savaş sırasında talibanın yasakları,bir adamın küçük yaşta iki kızla evlenmesi,yaşanılan zorluklar,açlık,savaş,hepsi birbirine girmiş yaşamlar.

Ben leylanın yerinde olsam ne yapardım? Onun çektiği haksızlıklara dur demeden içimde savaşarak boyun eğmek... Sizleri bu kitabı okumaya davet ediyorum. Meryemle Leylanın çektikleri zorlukları buyrun siz okuyarak görün.